Aylaklığın Ayak İzleri
Sözüm meclisten dışarı dostlar,bugünlerde kendimi cacık gibi hissediyorum.Şu anki tuhaflığım aslında kendi ayak izlerimi milim şaşmadan takip ettiğimi gösteriyor. Yani ortada sıradanlaşmış [siz "monoton" deyiverin] tuhaflığım üstümde.Her gün benzer davranışları sergiliyorum,bir türlü [O hep özlenen] aylaklığın standardına ulaşamadım. Devamını oku…
Futbol ve Uludere Faşizmi
36 Türkiye vatandaşı öldü[rüldü] Uludere’de. Sen” kaza” diye adlandır ben” katliam” diye adlandıracağım.
Hepimiz bal gibi biliyoruz ki bombalananların hemen hepsi Türkiye’deki üç büyük futbol kulübünden birinin taraftarıydı.
Hiçkimse bu konuda bi şey demese bile bazıları ya Fenerbahçeli ya Galatasaraylı ya da Beşiktaşlıydı.
Diğer takımları tutanlar da muhakkak vardı öldürülenler arasında. Devamını oku…
Maskesi Düşenler /Subcomandante Marcos
Bu maskenin altında bir yüz var, ancak benim değil.
Ne altındaki kaslardan daha ‘ben’dir o yüz…
Ne de altındaki kemiklerden.
Bu maskenin altında etten daha fazlası var.
Bu maskenin altında bir fikir var!
Ve fikirler kurşun geçirmez. ” (V For Vendetta)
Bir filmin repliğiyle olaya giriş yaptım. Bu blogun sanırım en çok okunan yazısı Subcomandante Marcos ve İnter hakkındaki yazımdı.[Ki çoğu kopyala-yapıştır'dan ibaret olmasına rağmen en çok okunan yazım oluyor.]
Öncelikle daha önce Marcos’a denk gelmeyenler buradan onun hakkındaki derlememi okuyabilir.Gelelim yukarıdaki film repliği ve Marcos’un ilişkisine… Devamını oku…
KLİŞE – III
Bu Klişe‘de sana Holivud’un pırıl pırıl yıldızlarının yer aldığı bol aksiyonlu bol efektli filmler yerine İran sinemasında “kirli ve esmer tenli” kahramanların başrollerinde yer aldığı şaheserlerden bahsedeyim istedim. [yazar burada tam olarak kime seslendiğini bilmemektedir. Okursan ekime okumazsan sikime diyor yazar]
1.Filmim
- 1997 Tarihli İran filmi.
- Yönetmen Majid Majidi
- Birazdan kısaca değineceğim başka bir filmi daha var [2.Film]. Konuyu dağıtmadan Cennet’in Çocukları’ndan bahsedeyim. Devamını oku…
“Bir Tel Kopar Ahenk Ebediyyen Kesilir”
Benimki de öyleydi.
Olup bitti.
Daha doğrusu “oldu” ama uyandığımda her şey daha bitmemişti. Anlatayım… Devamını oku…
Leylek Tedirginliği
Tedirginlikle ilgili bir sürü şey yazılabilir. En basit örneği okulda yaşanır. Hoca, parmak kaldırmayanları tahtaya kaldırır ya.Sen de cingözlük yapıp parmak kaldırırsın ki “bi şansım olsun” dersin. En azından piyangonun sana vurma ihtimalini düşürürsün.Oysa öğretmen o esnada fikrini değiştirmiştir.Bu sefer de parmak kaldıranlardan birini tahtaya çıkarır.Seçe seçe seni seçer.
“Senin dalağında am-pul patlasın hoca,kaldıra kaldıra beni mi kaldırdın !”
Şanssızlık öncesi tedirgiliği sık sık yaşarım. Ardından da “Murphy Yasaları” devreye girer : Devamını oku…
Bu Ne Dünya Kardeşim Böyle
***
Yılbaşına şurada kalmış saatler ,gelip 2012′ye dair hayaller veya umutlardan bahsetmeyi çok isterdim. Her yılın bir analizi yapılabilir ; fakat hayatımdan, çevremden, şehrimden, otobüslerden, dünyadan daha da tiksinmeme, ülkemden nefret etmeme yetecek kadar anı birikti bu yıl.Belki bu yılı zihinimin en derin yerine gömeceğim. İçinde var olan insanlar,sevgiler,sevişmeler… Devamını oku…
Obsesif, Kompulsif, Dedektif : “Mr MONK”
- Dizinin türü komedi/dram/polisiye…Bu üç türü de muhteşem bir şekilde harmanlamış ve izleyiciye b.kunu çıkarmadan sunabilmiş eski bir yapım.
- 2002 yapımı…8 Sezon boyunca izleyici Monk’un çözeceği cinayetlere tanıklık eder.
- Dizinin süresi Türkiye’deki dizilere alışmış bünyeler için çerez gibidir. Bir kaç bölümü hariç genellikle 40 veya 45 dakika sürüyor.
- Adrian Monk,takıntıları olan ama dehasıyla bütün takıntılarını izleyicinin gözünde şirin gösteren ve eksikliklerini kapatan polis teşkilatı içerisinde saygı duyulan eski bir polis dedektifidir.Eşi Trudy öldürülmüştür…Nasıl öldürüldüğüne dair dizinin sezonları boyunca azar azar bilgilendiriliriz .Zaten takıntılı olan bizim dedektif, psikolojik destek alarak hayata tutunmaya ve Devamını oku…
En Güzel Taraftarlar
Aşağıdaki videonun Fenerbahçe ve taraftarıyla ilgili olmasından dolayı çok mutluyum . Bir de yapmacık ve itici gelen “takım ve arma aşkı,taraftar tutkusu…” gibi videolardan Youtube’da binlerce bulabilirsiniz. Hatta bi Fenerbahçeli olarak kendi takımım için yapılan bazı videoları bile iğrenerek seyrediyorum ; çünkü hiçbirinde doğal bir akış yok. Yapay…
Oysa İBB maçında, görme engelli Sinan ATEŞ abimiz benim gibi bir çok Fenerbahçelinin takımlarına olan güvenini tazeledi.
Lig Tv’nin Maraton’una da katılmış… Onu da BURADAN izleyebilir ve bu muhteşem Fenerbahçeli abimizin mütevaziliğine şahit olabilirsiniz.
***
Şike soruşturması adı altında yapılan infâza tepki koymak için Topuk Yaylası’nda bir araya gelip takımı destekleyen taraftarlar arasında aklımda kalan bir mevzu var. Ondan da bahsedeyim. Zaten Topuk Yaylası’nda takımı destekleyen meşaleleri ellerinde tezahürat yapan taraftar haberleri her yerde vardı. Rakiplerimizi bilmem ama her Fenerbahçelinin haberi okuduğunda içini cız ettiren bir durum vardı. Halil Taşkın YILMAZ…
Bu engelli kardeşimiz Topuk Yaylası’na “engel tanımadan” gitmiş ve Aykut Kocaman’ı ağlatacak şu sözleri sarf etmişti: “Durum o kadar kötüydü ki gelmem gerektiğini hissettim. Hocam arkanızdayız”
KLİŞE – II
Klişe‘yi devam ettireceğimi söylemiştim.Neyse ki yazabildim yine.Bu ikinci bölümünde üç güzel filmden kısa kısa bahsedeceğim.
1. Filmim
- Filmin yapım tarihi 1957
- Yönetmen yakın zamanda hayatını kaybeden Sidney Lumet (Adamın filmografisi baya kuvvetli.Sadece bu filmine takılıp kalmayın.)
- Hikayemiz bir mahkeme salonunda yargıcın olayı juriye havale ettiği bir kararla başlar… Devamını oku…

























SocialVibe