“Aylaklığın Ayak İzleri”
Sözüm meclisten dışarı dostlar,bugünlerde kendimi cacık gibi hissediyorum.Şu anki tuhaflığım aslında kendi ayak izlerimi milim şaşmadan takip ettiğimi gösteriyor. Yani ortada sıradanlaşmış [siz "monoton" deyiverin] tuhaflığım üstümde.Her gün benzer davranışları sergiliyorum,bir türlü [O hep özlenen] aylaklığın standardına ulaşamadım.
Bir yerlerde kira gelirim olsa,gidip salak salak para harcasam,yalandan da olsa piyasada tanınmayan genç ressamların tablolarına talip olsam,onlara kendi portremi yaptırsam,sol kulak mememle oynasam,hiç tanışamayacağım bir sevgilim olsa…Enteresan sokak isimlerini araştırsam.Eleni diye bir hizmetçim olsa…Bazen de ölümden korksam, korktuğumda Epikür’e teşekkür edip : “Ölümden korkmak anlamsızdır ; çünkü yaşadığımız sürece ölüm yoktur.Ölüm geldiğinde ise artık biz yokuz.” diye kendimi avutsam…
Şu yazdıklarımı okuyunca kendimden tiksindim.İyisi mi irmik tatlılısını çay kaşığıyla yiyeyim ki hemen bitmesin.Nasıl olsa Çember‘in içerisindeyim.Kafam dışarıda olsa bile…
İrmik de güzelmiş.

















İhaleye “kupa” kozu ile girildiğimde masadan kalkan fenerbahçe taraftarı olmanın yanı sıra,
Destesine kırgın sinek papazı gibiyiz her birimiz.
belkide köpek ?
olmadı – karoş.
Monoton değilde, tek resim var diyelim o zaman ?
Akşam çok fena devireceğim şişeleri.