Gönderen: 7.Samuray | 11 Şubat 2011

“Sözümüz Silahımızdır / Subcomandante Marcos”

“Marcos, San Fransisco’da bir eşcinsel, Güney Afrika’da bir zenci, San Ysidro’da bir Chicano, İspanya’da bir anarşist, İsrail’de bir Filistinli, San Cristobal sokaklarında bir Maya yerlisi, Mexico City’nin Teneke Mahallesi Neza’da bir çete mensubu, folk müziğinin kalesi Ulusal Üniversite’de bir rocker, Almanya’da bir yahudi, savunma bakanlığı’nda bir uzlaştırıcı, soğuk savaş sonrası çağda bir komünist, ne galerisi, ne müşterisi olan bir sanatçı…Bosna’da bir barışçı, Meksika’nın herhangi bir kentinde bir ev kadını, grev yapmaya asla yeltenmeyen sendika CTM’de grevci, başkaları için kitap yazan bir gazeteci, gece saat 10’da metroda yalnız başına bir kadın, topraksız bir köylü, işsiz bir işçi, mutsuz bir öğrenci, serbest piyasacılar arasında bir muhalif, ne kitabı, ne okuyucusu olan bir yazar ve tabii Güneydoğu Meksika Dağlarında bir Zapatacı… Marcos, sömürülmüş, dışlanmış, ezilmiş ama karşı koyan ve ‘yeter’ diyen tüm azınlıklardır. O, artık sesini çıkarmaya hazırlanan ve tüm çoğunlukların susup dinleyeceği her azınlıktır. O, kendini anlatmanın bir yolunu arayan müsamaha gösterilmemiş her topluluktur. O, güçlülerin vicdanını ve gücünü rahatsız eden herşeydir.”


1994 ve öncesi Meksika’nın ekonomik durumu pek de iç açıcı değildir: İşsizlik oranının %20’lere dayandığı ülkede, insanların %40’ına yakını açlık sınırında yaşamaktadır. Ülkenin en verimli arazileri, toprak ağaları olan beyaz hispaniklerin veya büyük Amerikan şirketlerinin elindedir. Özellikle Nafta Anlaşmasından sonra, Meksika’nın ucuz işçi cennetine dönüşmesi, tüm milli politikalardan vazgeçilerek uluslararası şirketlerin sömürüsüne açık hale gelmesi, fakir Meksikalıların yaşadığı bu çelişkileri ve zorlukları daha da derinleştirecekti. Artan işsizlik oranına, önüne geçilemeyen adli suçlar ve göç dalgası da eklenmişti… Bu dönemde, özellikle Meksika hükümetinin başta su olmak üzere tüm doğal kaynakları özelleştirmesi sonucu, sadece toprak ağaları değil, Amerikan ve Avrupa şirketleri de Meksika halkını sömürmeye başladılar. Orta sınıf darma dağın olmuş, Meksika tarımı ve kobi olarak adlandırabileceğimiz ufak işletmeleri çökmüş, ülkenin finansal sistemleri de iflas etmeye başlamışlardı. Bu ekonomik çöküşe ahlaki bozulma da eklenmiş; Meksika, Kuzey Amerika’nın genelevi haline dönüşmüştü…

Bir üniversite öğrencisiyken, yerli halkın haklarını korumak üzere gerilla olarak dağlara çıkan Subcomandante (komutan yardımcısı) Marcos, 1 Ocak 1994’te 2 bin yerli köylünün, Chiapas bölgesinde San Cristobal de las Casas dahil olmak üzere 3 şehri daha ele geçirmeleriyle başlayan ve kendilerine Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu diyen bir halk hareketinin efsaneye dönüşmüş kahramanıdır. Her ne kadar birkaç gün içerisinde bu şehirlerden dışarı çıkartılsalar da, olay 150’den fazla insanın ölümüyle sonuçlanır. Ardından 1995’te Chiapas’ın derin ormanlarına kaçar gerillalar ve Subcomandante Marcos hakkında tutuklama kararı çıkartılır. PRI (Kurumsal Devrim Partisi)’nin 70 yıllık iktidarı ve açılan zengin-fakir farkına karşı olan ve yerli halk için daha insani koşullar isteyen Zapatistalar ile yapılan San Andres anlaşmasından sonra, anlaşmayı kanuna dökmeyi reddeden PRI hükümeti ve bölgede bulunan köy korucuları, Zapatistaları rahatsız etmeye devam etmiş hatta 1997 yılında Acteal köyünde çoğunluğu kadın ve çocuktan oluşan 45 yerliyi katletmiştir. Yıllarca süren PRI iktidarından sonra 2000 yılında başa geçen Cumhurbaşkanı Vicente Fox’un Zapatista sorununu çözeceği vaadleri ise lafta kalmıştır.

Size bu yazıda belki çoğunuzun adını sanını ilk defa duyacağı birini, Marcos’u, yani EZiLeN‘lerin [EZLN] liderini, nam-ı diğer Subcomandante Marcos’u ve Marcos’un İnter futbol kulübüyle olan ilişkisini, yukarıdaki alıntılara ek olarak  yol gösterici anekdotlarla aktarayım:

  • Zapatistalar, Meksika hükümetinin ezdiği, hor gördüğü, sömürdüğü Yerlilerin haklarını savunmak için ortaya çıkmış bir örgüt.
  • Liderleri Subcommandante Marcos, edebi/etkileyici sözleriyle entellektüel çevrelerden hatta futbol sahalarından destek bulmuş enteresan bir lider.
  • Kendilerinin elbette birinci önceliği uğruna savaştıkları insanlar olsa da dünyada acı çeken herkesin acısına ortak olduklarını her fısatta dile getiriyorlar.
  • EZLN ne demek?” diye merak edenler için : “Zapatista Ulusal Kurtuluş Ordusu”
  • Marcos, Amerikalıların kendisi için eşcinsel/İbne demesine, kapak mahiyetinde bi cevap verir. Şimdi sizin de dikkatinizi çeken, yazının en üst kısmında yer alan ilk alıntıya bakmanızı istiyorum. Bahsi geçen – CIA’yı göt ettiği/ İnsan vicdanından bahsettiği – cevap ilk fotoğrafın hemen üstünde yer alıyor. Eğer fotoğrafın üstündeki cevabı/alıntıyı okuduysanız sıradakine geçebilirim.

    Maskesinden dolayı yüzü olmayan, gizemli bir lider olan Subcommandante Marcos’un üniversitede öğrenciyken/Edebiyat profesörüyken Meksikalı yerliler için dağa çıktığı sanılıyor. Pipo tutkunu olduğu her hâlinden belli. Kim olduğu hakkında çeşitli spekülasyonlar dolaşan Marcos’a neden yüzünü kapattığı sorulduğunda bu maskeler sayesinde örgüt elemanlarının arasında eşitliğin sağlandığını ve önemli olanın bireyler değil dava olduğunu söyler. Bugüne kadar gerçek yüzü ve kimliği hakkında bilgi yok. Çoğu söyletiye dayanır. Nette kendisi hakkında çeşitli yorumlar mevcut:

    Subcommandante komutan yardımcısı demektir ve Marcos saf yerli kanı taşımadığı için Che gibi Commandante değildir. Kendisi yarı Avrupalı yarı Meksika yerli kanı taşır, Emiliano Zapata‘nın adını davalarının adı olarak kullanırlar. Marcos, Che ve Zapata gibi liderlere saygı duyduğundan kendisini Subcommandante olarak tanımlar.Yani yardımcı.Tabi bu aynı zamanda davayı kendi kişiliğinin önüne çıkarmak demektir”

  • “Herkes silahların susması için fedakâr davranmalı, ne örgütler kazanabilir ne de hükümetler” demeye getirdiği sözünün gerçekliğini biraz düşününce insan fark edebiliyor:

“Bir gerilla örgütünün savaşı kazanması çok zordur, kaybetmesi ise imkansızdır.”

  • Bu söz yeterli değilse daha uzun daha öz olanı ekleyeyim:

“Zapatizm toplumsal bir harekettir ve silahlı isyan hareketleri örneğinde, kazanan ya da kaybeden değil, ayak direyen olmak gerekir. Bugün önemli olan şey, çatışmaya bir çözüm bulmaktır ve biz herkesten şunu istiyoruz: Kaybetmemize yardım edin.

Biz bu ülkeye yeni bir istiklal marşı vermek istemiyoruz, ezbere bildiğimiz bozgunlar listesine eklenecek yeni bir kahraman daha vermek istemiyoruz. Bu anlamda artık ölüme eğilim duymuyoruz. Bir asker (kesinlikle ben de onlardan biriyim) kesinlikle saçma ve irrasyonel biridir; çünkü ikna etmek için silaha sarılma imkânı vardır. Sonuçta bir asker emir verdiğinde bunu yapar: Silahların gücüyle ikna eder. Bu nedenle bizce, biz de dâhil, askerler asla yönetmemelidir; çünkü kendi fikirlerine değer kazandırmak için silaha başvuranların fikri kıttır. Bizce silahlı hareketler, her ne kadar devrimci olsalar da esasen keyfi hareketlerdir. Her koşulda, silahlı hareketlerin yapması gereken şey sorunu ortaya koymak, sonra da bir kenara çekilmektir”.

  • Bir de bu alıntılara mutlaka eklemem gereken bir vecizesi :

“Kavga bir çember gibi her bir noktasında başlar ama asla bitmez”

  • Bana Ken Loach’ın Özgürlük Rüzgarı adlı filmini anımsatan bir vecizesi var:

“Düşmanla her temas, eğer onu teslim almak için değilse, teslim olmak içindir.”

  • Subcomandante Marcos, bir dava adamında olması gereken en önemli silaha, yani “şiirsel dile” sahiptir:

Cebimde bir kurşun var. O, kardeşlerimden birinin hayatına son veren kurşun. Hepimizin öldürülmüş bir kardeşi yok mu? Benim kardeşim başına sıkılan bir kurşun ile öldürüldü. Peki, o kurşunu ve o silahı ona kim verdi? Daha güçlü biri.
Peki ona kim verdi? Daha güçlü biri.
Kardeşimi öldüren o kurşunu cebimde taşıyorum. Zapatistaların ceplerinin büyük olması ceplerinde kurşun taşıdıkları için değil; kardeşlerini taşıdıkları için.

  • Filistinliler için basın açıklamalarının küçük bir bölümünü eklemeyi zorunlu buluyorum:

Bir şeyler söylemek işe yarar mı? Bizim ağlayışlarımız bir bombayı dahi durdurur mu? Bizim sözümüz bir tek Filistinlinin dahi yaşamını kurtarır mı?

Evet, bize göre bu işe yarar. Belki bir bombayı durduramayız ve sözümüz böylelikle fişeğinin üzerine “IMI” ya da “Israeli Military Industry” (İsrail Askeri Endüstrisi) harfleri kazınmış 5.56 mm ya da 9 mm kalibrelik mermilerin bir kız ya da oğlan çocuğunun göğsüne saplanmasını engelleyen bir zırhlı kalkana dönüşmeyecek. Ancak belki de sözümüz Meksika’daki ve dünyadaki öteki sözlerle güç birliği yapmayı başarır ve belki de ilk etapta bir mırıltı olarak duyulur, giderek gürleşir ve sonra Gazze’de duyulabilecek bir çığlık, feryat olur.

Biz sizin hakkınızda bir şey bilmiyoruz, ancak biz EZLN’den Zapatistalar, biz, yıkımın ve ölümün ortasında birkaç cesaret sözü duymanın ne kadar önemli olduğunu biliyoruz.

Bunu nasıl açıklamam gerektiğini bilmiyorum ama olan şu ki, evet çok uzaktan sözler bir bombayı durduramaz ancak adeta ölümün kara odasında bir delik açılmış ve ufak bir ışık parıltısı içeriye düşermiş gibi olur.

Diğer her şey için olduğu gibi, ne olacaksa olacaktır. İsrail hükümeti terörizme ağır bir darbe indirdiğini açıklayacak, katliamın büyüklüğünü kendi halkından saklayacak, büyük silah üreticileri krizi göğüslemek için ekonomik destek sağlayacaklar ve “küresel kamuoyu”, her zaman moda olan kolayca biçimlendirilebilir varlık, başka tarafa yönelecek.

Ancak hepsi bu değil. Filistin halkı da direnecek ve yaşayacak ve mücadele etmeye devam edecek ve amaçları için ezilenlerden sempati görmeye devam edecek.

  • Zapatistaları en meşhur eylemi bana göre “Sözümüz Silahımızdır” tanımının içini doldurdukları eylem olmalı. Aynı zamanda Marcos’un davasını anlattığı kitabın adı olan bu cümle eylemsel olarak da ortaya konur. Bu hava saldırısını da ekleyelim, sonra da Şampiyonlar Ligi kupasını bu yıl müzesine götüren İnter ile Zapatistaların ilişkisinden bahsedelim.

“Meksika ordu karargahına, karargahın karşısındaki stratejik bir tepede mevzilenen Subcomandante Marcos komutasındaki zapatistalar yazdıkları mektupları uçak yapıp fırlatır; çünkü Marcos için sözümüz silahımızdır”


 temp

  • İnter’i sevmek için belki bugüne kadar herhangi bir nedeniniz yoktu. Ama Marcos’u ve de Zapatistaları sevdiyseniz o zaman şimdi ekleyeceğim haber İtalyanları sevmesek bile en azından İnter ile olan aranızdaki soğukluğu giderecek:

İtalya’nin en önemli futbol klüplerinden biri olan FC Internazionale ya da taraftarlarının dediği gibi Inter’den Meksika’nın Chiapas bölgesine inanılmaz bir şut çekti. Geçmiş yıllarda spor klüplerinin bir takım vakıflara, yardım derneklerine yardım ettiği bilinse de dünyanın en güçlü spor klüplerinden biri olan Inter gibi bir klübün, memleketlerinden özerklik isteyen dağ gerillalarına yardım edeceği kimsenin aklına gelmezdi herhalde.

Futbol kulüplerinin stadyumdaki kıran kırana mücadelenin dışına taşıp yoksul, hasta ve engellilere yardım etmesi âdettendir. Bir Latin gerilla örgütünü desteklemek gibi bir ilke imza atmak ise Avrupa’nın anlı şanlı kulüplerinden Inter’e nasip oldu.

İtalya’nın Milano kentinin Inter takımı, Meksika’nın Chiapas eyaletinde yerlilerin özerklik, siyasi ve kültürel hakları için mücadele eden Subcommandante Marcos liderliğindeki Zapatistalarla sıkı dayanışma içinde.

Ekim ayı içerisinde bir İtalyan spor gazetesi olan Gazetta della Sport’un ortaya çıkardığı bu olay ilk olarak Inter takım menajeri Bruno Bartolozzi’nin, Nisan ayında, Meksika’nın Chiapas bölgesindeki Zinacantan köyünde devlete bağlı köy korucularının, yemek pişirmek, yıkanmak veya bahçe sulamak için evlerine su taşıyan köylülere karşı düzenlediği saldırının haberini duymasıyla başlar.

Köylerine su taşımaktan başka amacı olmayan birçok masum insanın yaralanmasıyla ve köylerinin tahrip edilmesiyle sona eren olayı, yakın arkadaşı Inter Milan’ın takım kaptanı Arjantinli Javier Zanetti ve yıllardır Amerika’da yerli halkların savunulmasına adayan, hatta Arjantin’de muhtaç çocuklara yardım amacıyla kurulan Pupi Vakfı’nın kurucusu ve yöneticilerinden olan karısı Paula Zanetti ile paylaşır. Bunun üzerine Zanetti bu insanlara yardım etmek üzere takım içerisinde geç kalma, cep telefonu kullanma gibi cezalardan biriken 2500 euroyu köy halkına yardım olarak gönderme kararı alır. Futbol kariyerine Arjantin’in Banfield takımıyla başlayıp, 1994’te 2 milyon 900 bin dolar transfer ücretiyle Inter Milan’a gelen ‘uçan futbolcu’ Zanetti gönderilen paranın üzerine:

“Biz küreselleşmemiş, farklı kültürler ve geleneklerle zenginleşmiş daha iyi bir dünyaya inanıyoruz. İşte bu parayı size köklerinizi korumak ve ideallerinizi gerçekleştirmek için verdiğiniz kavgaya destek olmak için gönderiyoruz” diye bir not iliştirir.

  • Bu jest için İnter’i Chapias’a davet eder Zapatistalar. Ardından Chiapas’a giden İnter delegasyonun başkanı Bruno Bartolozzi ve Inter hisse senetlerinin büyük bir bölümünü elinde tutan işadamı Massimo Moratti, yerli halkın yanlarında götürdükleri toplar, formalardan çok daha hayati gereksinimleri olduğunu görerek bir ambulans almaya karar verir. Köyün su tesisatı onarılır, evlerinin tamiratı için köylülere yardım edilir. Takım kaptanı Zanetti‘nin 4 numaralı formasıyla EZLNnin internet sitesinden bir teşekkür mektubu yollayan Subcomandante Marcos, elinde Zanetti formasını tuttuğu bir fotoğrafını ve Che Guevara’nın bir sloganını Inter’e uyarlayıp :


Hasta La Victoria, Inter (Zafere Doğru, Inter) !”

“İtalyan takımındaki erkek ve kız kardeşlerimiz, size en büyük başarıları dileriz.”

diyerek bir mesaj yayınlar.

Aylar sonra…

Subcomandante Marcos’un İnter için dilekleri kabul oldu. Kupayı kaldıran, İnter’in emektar kaptanı “Traktör” lakaplı  Zanetti. Zanetti, İnter’in yarıştığı bütün kulvarlarda başarılı olmasında büyük pay sahibiydi. Özellikle de Şampiyonlar Ligi’nde. İnter, geçen cumartesi Şampiyonlar Ligi kupasını aldığında Meksika’dan sevinç çığlıkları yükseldiği muhakkak.

Not 2 : BUNU DA OKU !

Reklamlar

Responses

  1. […] filmin repliğiyle olaya giriş yaptım. Bu blogun sanırım en çok okunan yazısı Subcomandante Marcos ve İnter hakkındaki yazımdı.[Ki çoğu kopyala-yapıştır'dan ibaret olmasına rağmen en çok okunan […]

  2. kardeşim ne güzel derlemişsin, bitmesin istedim. tşk ederim

    • Çok teşekkür ederim. Yorumunuz mutlu etti.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: