Gönderen: 7.Samuray | 27 Nisan 2012

“Sana…”

Sana…
Sen, belki de bu mektubu aslında sana yazdığımı hiç bilmeden okuyacaksın.
Ben, senin bunu okurken parmağınla yanağına dokunduğunu, gözlerini hafifçe
kıstığını, saçlarını kulağının ardına attığını görmeyeceğim.
Elimin uzanamadığı yerlere kelimelerimle sokulmaya çalışmamın, kırılgan
harflerden kurulmuş görünmez bir köprüden sana doğru yürürken düşmekten
böylesine korkmamın, sana tek bir bakışla anlatabileceğime inandığım ve
birçoğunun belki bir ismi bile olmayan birçok duygunun her birine isimler
bulmaya uğraşmamın beni nasıl yaralayıp yorduğunu bilmeyeceksin.
ilerde bir gün bana çok karmaşık ve anlaşılmaz gözükecek olsalar da, şu anda
bana, kendime saplamak için elimde tuttuğum çelik bir bıçak gibi sade ve
içmeye hazırlandığım zehirli bir su gibi berrak gözüken duygularımın, keskin ve
yakıcı tadını onların üstünü örten sözcüklerin altından çıkarıp çıkarmamakta
duyduğum kararsızlığı da herhalde sana hiç anlatamayacağım.
Halbuki bütün korkunçluğu sadeliğinde gizli olan duygularım o kadar açık ki.
Ben senin memelerini aklınla birlikte özledim.
Gülüşün, kasıklarının buğday yalazı parlaklığıyla birlikte aklıma geliyor.
Yorulduğumda, bıktığımda, yenilginin tam kıyısında
durduğumu hissettiğimde, beni sadece bana dokunarak iyileştirebileceğini
biliyorum.
Değmeden, hattâ bazen seni görmeden, hissettiğim bedeninin o yumuşak
sıcaklığını istiyorum.
Yalnızım.
Kendimi yalnız hissediyorum ki, bu yalnızlıktan da
kötü.
Benim yalnızlığımı ve kendimi yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü
olduğunu anlayacak senden başka kimsem yok.
Ve sen de yoksun.
Belki de hiç olmayacaksın.
Sözcüklerden oluşturmaya uğraştığım bir köprüden sana ulaşmaya çalışacağım.
Ve biliyor musun, sen bütün bunları okurken, ben yazdıklarımı şakacı
gülüşlerimle reddedeceğim.
Beni bir gün görürsen, gördüğünün bu satırları sana yazan adam olduğuna
inanmayacaksın.
Duyduğum aşkı, özlemi ve bunları duymaktan duyduğum korkuyu güvenli bir
duruşun ardına saklayacağım.
Yüzümde satırlarımdan bir iz aradığında, onlar orada olmayacak.
Sana nasıl yalvardığımı hiç işitmeyeceksin, sıradan bir ‘Nasılsın’ sözcüğü
saklayacak o yalvarışı.
Ama bütün bunlar, bu sahte kibir, bu şakacı gülüş, bu sıradan ‘Nasılsın’ sözü, bu
güvenli duruş, içimdeki sesi dindirmeyecek.
Bütün bunlara hiç aldırmadan bana sarılmanı bekleyeceğim, bazen benden
babandan korktuğun gibi korktuğunu, bazen beni çocuğunu okşar gibi
okşadığını görmek isteyeceğim.
Aralarında dolaştığım kalabalıklar içinde benim yalnızlığımı gören ve kendimi
yalnız hissetmemin yalnızlıktan da kötü olduğunu sezen bir tek sen varsın.
O kadar sade ki duygularım.
Memelerini aklınla birlikte özledim.
Gülüşün, kasıklarının buğday yalazı parlaklığıyla birlikte aklımda.
Kırılgan bir köprüden sana doğru yürüyorum.
Sana ulaşamazsam, sesim ve kelimelerim sana değ-mezse ve sen bana bir daha
dokunmazsan, işte o zaman, korkarım sonsuz ve sensiz bir boşluğa yapayalnız
düşeceğim.
Beni tut, beni her şeye rağmen tut.

***

Reklamlar

Responses

  1. […] ki sen bu yazıyı okumak için buradaysan, beni sana getiren şey bu yazılarda saklıysa, işte seni de bana bunun gibi bir çok şey getiriyor.Bir […]


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: