Gönderen: 7.Samuray | 29 Mayıs 2012

Sadık Şendil

  • Sadık Şendil‘den bahsederken “Şurda doğdu,şurda öldü” gibi bir girişi ve o girişe iliştirilmiş doğum ve ölüm tarihlerini yazmak istemiyorum. Velhasıl bu yazıyı “Yeşilçam”ı yâd etme olarak da okuyabilirsiniz ya da gerçekten büyük bir “yazarın”  neden ıskanladığı olarak da. Karar sizin…

  •  Kahkaha efektli dizi senaristlerinin bir anda ülkenin en iyi senaristlerinden sayıldığı bir ülkede yaşıyoruz. Popüler olanın ekmeğe köfte olduğu bir dönemde bu adamdan bahsetmek  en azından kendi vicdanımı rahatlatmak gibi bir şey. Haa bu bahsettiğim kahkaha efektli senarist arkadaşlar da fena değil; ama bu kahkaha efektli arkadaşların alayını toplasan “Sadık Şendil“in senaryo denizinde damla olamazlar; çünkü bazıları suya yazar bazıları sonsuzluğa. Benim için Sadık Şendil sonsuzluğa yazanlardandır.
  • Lise hatta üniversite çağlarımda yerli filmleri-özellikle afişlerini eklediklerimi-izlerken hiçbir zaman senaristine dikkat etmedim. Daha doğrusu filmlerin senaristi umrumda olmazdı. İzlerdim ve biterdi. Çok sonraları senaristin adına daha fazla dikkat etmeye başladım. Zaten bu dikkat sonucu izlediğim, sevdiğim bir çok yerli yapımın senaryosunun belli sayıda kişinin elinden çıktığına denk geldim. Mesela Safa Önal, Yavuz Turgul, Osman F.Seden ve tabi Sadık Şendil!

  •  Yeşilçam’da  bir çok yönetmenin/senaristin 100, bir çok oyuncunun/figüranın neredeyse 200’den fazla filmi var; ama izleyicilere sorsalar bu emekçilere ait hatırlanan, kaliteli olarak görülen film sayıları çektikleri filmlere göre çok azdır. Yani çekilen film sayısı ile kalite arasında müthiş bir tezat söz konusudur. Bunu niye söylüyorum; çünkü Sadık Şendil’i Yeşilçam’daki bir çok emekçiden ayıracak en önemli noktalardan biri bu.
  • Sadık Şendil’in 200 civarı film senaryosu var. Yani çok fazla “eser” ortaya koymuş olması onun iz bırakan karakterler ve hikâyeler yaratmasına mâni olmamıştır. Künyesinde yer alan bütün senaryoları tek başına yazmadı. Evet, bazı senaryolar ortak çalışmanın ürünü; lakin ortak aklın ürünü olan senaryolarda da büyük emeği olduğunu gözardı edemeyiz. Bunu diğer filmlerine bakarak anlayabiliriz… Bu adam sadece Yeşilçam’a senaryo ve hikâyeleriyle  katkı sağlamaz. Çok yönlü oluşu burada da ortaya çıkar.Aynı zamanda tiyatroya da eserleriyle hizmet verir. Kim bilir daha başka ne yetenekleri vardır…[Uyarlamalar konusunda senaryolarda kendi parmak izini bırakır]

  • Kendisi hâlâ hakkettiği değeri yeterince alamadı, göremedi ya da ben bunu göremiyorum. Çok nadiren de olsa ismi zikrediliyor olabilir. Oysa bugün bir “efsane” olarak anılan bir çok yönetmen/rejisör/Oyuncu onun yazdıkları sayesinde daha bi tanınır daha bi saygı duyulacak konumdadır. Aklıma gelenlerden yazayım, Münir Özkul, Şener Şen, Tarık Akan,Kemal Sunal,Adile Naşit,Ayşen Guruda, Itır Esen,Kemal Sunal,Halit Akçatepe,Zeki Alasya,Metin Akpınar… Bu isimlerin  bu kadar sevilme nedenleri sadece yönetmenle veya oyunculuk başarısıyla açıklanamaz. Bence öyle bir senariste denk gelmişler ki onları adeta bütün ülkeye sevdirecek karakterleri yazdı.

[Araya girip açıklama yapma zorunluluğu hissettim. Burada adını verdiğim efsanelerin oyunculuk yeteneklerine kesinlikle laf etmem,haddim değil böyle bir şey. Sadık Şendil gibi bir zekaya/yazara denk gelerek yeteneklerini sergileme şansını elde ettiklerine vurguda bulunmak istedim sadece. Yoksa adını verdiğim şahısların hepsine sevgim/saygım haddinden fazladır.]

  • Ertem Eğilmez, Tarık Akan’ın ısrarı sonucu senaryosunu Sadık Şendil’e yazdırdığı “Canım Kardeşim” filmine dair bir iki kelam etmeden geçmek istemiyorum. Yazdığı diğer senaryolarda karakterlerin bazen gerçekten daha gerçek huyları varken bazen her şey o kadar toz pembeye dönüşüyor ki gerçeklikten uzaklaştığını anlayabiliyor insan. Ama Canım Kardeşim öyle değildir. Hayatın tam ortasından konuşur. Zaten gişede sıfır çektiyse, film battıysa sebebi de budur. O güne kadar Tarık Akan’ı yakışıklı ve cici rollerde gören seyirci leş gibi kıyafetler giyen bu delikanlının babasının kendisini yakışına, küçük kardeşinin kanserden ölüşüne tanık olmak istemez; çünkü o güne kadar kendisinden az da olsa bahseden Yeşilçam bu sefer olabildiğince “gerçekçi”dir. Seyirci Canım Kardeşim gibi muhteşem bir filmin gerçeklerini görmek istemez, izlemez… Gişede batar film. Sonra hem de çok sonra film kendi hayran kitlesini yaratır. Tarık Akan’ın Canım Kardeşim‘i neden çok istediğini, niye böyle bir film çektiğini öğrenmek isteyenler “Anne Kafamda Bit Var”ı okumalı. Orada işin özünü daha detaylı anlatıyor.Canım Kardeşim‘in bahsettiğim hayranlarından biriyim. Bunu da son not olarak düşeyim.
  • Sadık Şendil’i daha fazla onore edebilmek için biraz da Yaşar Usta’dan bahsetmeliyim.[“Bizim Aile/Merhaba” filminin “Yaşar Usta“sı…]

  • Bugün Yaşar Usta’nın “Bizim Aile” filminde sevgiye,dostluğa karşı zorbalığı ve gücü temsil eden fabrikatör Saim Bey’in suratına haykırdığı repliği bilmeyen var mı  :

“-Bak beyim, sana iki çift lafım var. Koskoca adamsın, paran var, pulun var, her şeyin var. Binlerce kişi çalışıyor emrinde. Yakışır mı sana ekmekle oynamak, yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu, karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak ?
Ama nasıl yakışmasın !
Sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören. Anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor !
Ama ben boşuna konuşuyorum. Sevgiyi tanımayan adama sevgiyi öğretmeye çalışıyorum.
Sen, büyük patron, milyarder, fabrikalar sahibi Saim Bey !
Sen mi büyüksün ?
Hayır, ben büyüğüm ben, Yaşar Usta !

Sen benim yanımda bir hiçsin.Anlıyor musun, bir hiç… Gözümde pul kadar bile değerin yok; ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiçbir şey yapamayacaksın. Yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi; çünkü biz birbirimize parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. Bizler birbirimizi seviyoruz. Biz bir aileyiz. Biz güzel bir aileyiz. Bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun?
Dokunma artık aileme!
Dokunma çocuklarıma!
Dokunma oğluma!
Dokunma gelinime!
Eğer onların kılına zarar gelirse, ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben, Yaşar Usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni, anlıyor musun? Vururum ve dönüp arkama bakmam bile !”

  • Yaşar Usta’nın zorbalığa karşı repliğini çok seviyorum. Bir devrimci konuşuyor gibi izliyorum o sahneyi. Ama Sadık Şendil’in senaryonlarındaki karakterler için birebir hayatın kendisi diyemem; çünkü “iyilik” “Sevgi” “Aşk” kavramlarının insan ruhunu çoktan terk ettiğine kanaat getirenlerdenim. Zaten bu çağda para karşısında şansı hiç olmadı bu kavramların. Yine de olması gerekenin bu olduğuna inandığım için seviyorum bu karakterleri ve onların bu tarz repliklerini.
  • Komedi-dram türündeki bu filmlerin elbette sokakta yeri var. Kavramlar bizi terk etse de insanlar terk etmiyor. İzlerken insanlardan az da olsa bir şeyler görüyorum. Yaşar Usta ve ailesi işte bizi asla terk etmeyen o insanlardan.
  • Diğer filmlerden tek tek bahsetmeyi, sevdiğim karakterleri, an’ları yazmayı çok istiyorum. Ama bu iş profesyonellik gerektiriyor. Belki bir gün bir çok yerde anısı yaşatılır. Daha fazla önplana çıkarılır, bunu artık zaman gösterecek. Sadık Şendil elinden geleni yapıp sonsuzluğa sözcüklerini yazdı. Onun kıymetini benim gibiler zaten takdir ediyor. Önemli olan “sanat camiasının” buna daha fazla ilgi gösterebilmesi olacak. Bakalım…

Notlar:

  • Ekşisözlük‘te Sadık Şendil’e ait iki parça anısı Yeni Aktüel Dergisi kaynak gösterilerek eklenmişş,özellikle birinci anı bu senaryoların sahibinin özeti gibi:

[1]Dönemin meşhur assolistlerinden Suzan Hanım’ın kocası vefat etmiştir. Suzan Hanım’ı baştan aşağı siyahlara bürünmüş yürürken gören Sadık Şendil dayanamaz:

-Suzan bu ne hâl ya! Delirdin mi? Genç kadınsın, yine evlenirsin” der.

Suzan Hanım:

-Yok Sadık abi, ben çoktan malûm yeri kilitledim. Anahtarı da denize attım.” der.

Aradan bir ay geçer. Suzan Hanım, Adnan Şenses’le evlenmiştir. Yeni eşiyle kol kola yürürken yine sadık şendil’e rastlayan Suzan Hanım ikiliyi tanıştırır:

-“Aa tanıştırayım canım, Sadık Şendil; yazar.”

Sadık Şendil’in cevabı gecikmez:  “Beyefendi de ya çilingir ya dalgıçtır herhalde!”

***

[2]“Sinema sanatçısı Bediha Muvahhit, Sadık Şendil’i genç eşi Fatoş Hanım’la görünce şaka yapar:

-Ooo Sadık, torunun mu?”

Sadık Şendil bunu bir kenara yazmış olacak, Muhsin Ertuğrul’un 50. yıl jübilesinde yine dönemin ünlü oyuncularından Tevfik Bilge, 85’indeki Bediha Muvahhit için:

-Sadık abi, Bediha Hanım ne kadar çökmüş ? der.

Sadık Şendil , Bediha Muvahhit’in bunu duyduğunu fark edip lafı gediğine oturtur:

-Sorma Tevfik, Fatih Sultan Mehmet’in ölümünden sonra kendini toparlayamadı!”

Kaynak: Y.Aktüel

***

  • “Senede Bir Gün” adlı güzelim şarkı yine Sadık Şendil’e aittir.Aynı isimli filmin senaryosunu bitirdikten sonra bir de şiir yazar [Evet aynı zamanda şairliği de var] işte o şiiri şarkılaştırırlar ve filme dahil ederler.
  • Sadık Şendil’in yazdığı bir çok senaryoda gözümden kaçmayan bir nokta daha var. Genellikle şarkı isimleri filmlerin adı olarak kullanılmış. Belki de yönetmenin inisiyatifidir. Buradan künyesine bakabilirsiniz.
  • Tarık Akan’ın başrolde olduğu filmlerde aşık olacağı kızın adı hep mi “Alev” olur, nasıl bir tesadüftür? bilemedim gitti. Vardır bi sebebi…
  • Tükür ulan babanın suratına,
  • Vecihi 1 / Vecihi 2
  •  Ziyaaa1 / Ziyaaa2
  • Belli ki hasta Fenerbahçeli’dir. Bunu bir çok filminde hissettirir ama en çok da Mavi Boncuk filminde hissettirir. Sırf bu yönü için bile sevilecek adam vesselam. Varsa Cennet diye bir yer, umarım oradan kendisine mekân tahsis edilir.

Aylar sonra:

  • Biraz önce  Sadık Şendil hakkında bir yazıya rast geldim. Çok hoşuma gitti. Umarım yukarıdaki kelimeleri buraya kadar okuma zahmetine katlananlar aynı zamanda BU YAZIYA da göz atar. Arada, Sadık Şendil hakkında rast geldiğim güzel linkleri bu başlık altına eklemeye devam edeceğim.
Reklamlar

Responses

  1. […] hakkı yeteri kadar teslim edilmemiş senaristlerindendir bu ikili.Benzer kaderi paylaşan Sadık Şendil usta için daha önce bloguma not […]

  2. Sadık Şendil’in aslen nereli olduğuna dair elinizde bir bilgi var mı acaba ? 1913 yılında İstanbul’da doğduğu, babasının Lozan’da görevli bir hariciye çalışanı olduğu dışında ailesiyle ilgili veya kökeniyle ilgili hiç bir bilgi yok. Şu anda eğer elinizde böyle bir bilgi varsa ve paylaşabilirseniz gerçekten çok memnun olacağım. Teşekkürler, hoşçakalın.

    • Açıkçası bu sorunuz üzerine saatlerdir “acaba Sadık ŞENDİL hakkında herhangi bir kitap var mı, ya da hayatı hakkında detaylı bir çalışma bulunur mu?” diye nette gezdim ama bir şey bulamadım.

      Sadece bakabileceğiniz tek bir kaynak var. Milliyet gazetesinin arşivinden Sadık ŞENDİL vefat ettiği gün tam sayfa yer verilmiş.

      Ayrıca Sadık Şendil ölümünden önce “Bir İstanbul Vardı” adı altında yine Milliyet gazeteside köşe yazmış. Bahsettiğim link için BURAYA TIKLA

      Not:
      Arşivin son sayfalarına bakarsanız kendisine ait köşe yazılarına ulaşırsınız. Okumaya fırsatım olmadı. Göz gezdirebildim. Sanırım hatıralarından da bahsediyor. Bu belki işinize yarar.
      Kolay gelsin.

      • Cevabınız için çok teşekkür ederim. Emin olun bu Milliyet arşivdeki tüm linkleri tek tek okumuştum birşey bulabilmek ümidiyle, ama ne yazık ki bu konuda hiç birşey yazmamakta. Gene de teşekkürler ilgilendiğiniz için, hoşçakalın.

  3. […] Kapak fotoğrafı: Canım Kardeşim filmi; Tarık Akan, Kahraman Kural, Halit Akçatepe. Yönetmen Ertem Eğilmez, Senaryo Sadık Şendil. Bakınız: https://yedincisamuray.wordpress.com/2012/05/29/sonsuzluga-yazanlar-sadik-sendil/ […]


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: