Gönderen: 7.Samuray | 26 Haziran 2012

“Sana ve Güvercin Tüylerine Dair”

Sen bunları okuyacağını bilmiyordun. Oysa yazmaya başladığım andan itibaren senin ne zaman gelip bunları okuyacağını düşünmeye başladım.Sen de benden daha iyi biliyorsun ki başka çaren yok, gelecektin. Sen gelmek istemesen bile aklındaki şüphe, kalbindeki merak getirecekti seni buraya.Eğer bunlar yeterli sebepler değilse belki de  ellerin alışkanlıktan seni şu an okuduğun sözcüklere getirecekti. Nereye varacağımı bilmiyorsun değil mi ?

Her gün ama her gün en ufak ayrıntıdan sen çıkıveriyorsun. Sadece seninleyken sevebileceğimi bildiğim şehirlerin, sinemaların, yolların var olması güzel-di.Sen yokken hepsi dikenleşti. Nasıl ki sen bu yazıyı okumak için buradaysan, beni sana getiren şey bu yazılarda saklıysa, işte seni de bana bunun gibi bir çok şey getiriyor.Bir çok şey anılarının hep yanımda olduğunu söylüyor, düşündürtüyor.Fotoğraflarımıza bakarken daldığım süreler kısaldı. Seninle o güzelim zamanlarımızı dondurduğumuz fotoğraf karelerine eskisi kadar kendimi kaptırmamayı öğrendim. Şu an bile aklımda yanıp sönüyorsun. Her sözcükten sonra sen mesken tuttuğun yerde bir kibrit çakıp kayboluyorsun. Acıdan keyif aldığımı düşünme sakın.Ne kadar nefret ettiğimi bilirsin insanlara verilen her türlü kederden… Bıraktığın izlere alıştım sadece.Bu izlerden sızlanır gibi yapıp “Keder”den dem vursam da gizli gizli mutlu bile oluyorum bu durumdan.Bunlara alıştım cidden.Sen, “Beni bekleme boşuna” dedikten sonra bunlara alıştım.Anılarımda yanıp sönmene alıştım.Hepsine alıştım.Sadece şu an bile karşı çatıda duran bir güvercin canımı sıkıyor…

Her gün, işyerimde, çalışma odamdaki pencereden karşıdaki sarı binanın çatısınına bakıyorum, orada bir türlü gitmeyen bir güvercin var.Kar, fırtına, şu kahrolasıca sıcaklar…Hiçbiri bu güvercinin gökyüzüne çıkıp kanatlarını çırpmasını sağlamadı.Sen gittin ama o yarım saatliğine bile çatıyı terk edip gitmedi. Çatının her bir köşesini beni gözetlemek için kullanıyor. Aylardır  işte bir güvercini seyrediyorum ve bu güvercin de beni seyrediyor.

Çevremdeki hiçkimseyle kendimi özdeşleştiremediğimi ve bir güvercinden medet umduğumu düşünebilirsin. Öyle veya böyle her gün yapayalnız bekliyor.Kendisine yarenlik etmek için gelen bütün güvercinlerin “eşi” var. Ara sıra arkadaşları/yârenleri çevresini sarıyor, “beraber uçalım” diyorlar. Arkadaşları kanatlarını gökyüzüne doğru çırpıp saatler sonra dönecekleri gezilere çıkarken benim  baş belası güvercin orada durup ayrılmıyor.
Gitmiyor…Bekliyor.

Bir güvercinle nasıl göz göze gelinir ilk defa öğrendim.Korkmuyor benden, bazen o da benim odamdaki çaresizliğimi izliyor.Ben de onun çaresizliğini izliyorum.Bir dosttan bahseder gibi bahsettiğimi düşünüyorsun şu an.
Öyle değil…

Aklımda yanıp sönen bütün anılarına alıştım, dedim; ama ne zaman bu güvercinle karşılaşsam  içimde sana dair anılarım güvercin tüyleri gibi odama dağılıyor. Etrafa saçılmış her tüyün üzerinde seninle yaşadığımız o kocaman fotoğrafın parçaları var. Güzelim fotoğrafı berbat ettiğimi hatırlatıyor. Hangi hatıra nereye aitti inan artık bilmiyorum.Hepsi tuhaf bir hâl aldı.Sen “Beni bekleme boşuna” dedin.O güvercin de gitmeyecek.Alışamayacağım tek şey bu işte.

Not:

*Tablonun adı/ Eser Sahibi: “Kadının Bir Yüzü” / Murat SAKMAN

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: