Gönderen: 7.Samuray | 12 Temmuz 2012

“İki Film Birden”

Artık tatil zamanı yaklaşıyor. Bir yerlerde durup kök salmaktan sıkıldım. iki yıldır tatil denebilecek pek bir şey yapmadım… Gitmeden evvel masamda duran kartpostalları bloga eklemeye devam edeyim dedim.

Hollanda‘dan Laura bu kartpostalı göndermiş.  Karttan dolayı mutluyum çünkü  “Otomatik Portakal/A Clockwork Orange” en sevdiğim Stanley Kubrick filmlerinden biri. Belki herkes için etkileyici bir film sayılmaz ama izlediğim zaman cidden bende şok etkisi yaratmıştı. Ara sıra bloga,  bu film hakkında bir kaç söz eklemek isteği içimden geçiyordu. Neyse ki kartpostal sayesinde artık buna gerek kalmadı.

Görüldüğü üzre Anthony Burgess‘in romanı[ymış]. Stanley Kubrick de alıp film yapmış. Kitap okumak ağır gelecekse en azından filmine göz atılmalı.

***

İngilizce’den çektiğimi bi Allah bi de ben biliyoruz. Ya arkadaş şu kartın arkasında yazılanı neden anlamıyorum ?
Okumaya çalıştım ama olmadı… Olmuyor.
Ben bu dili bi şekilde çözeceğim ama…Neyse Laura’ya teşekkürlerimi sunayım. Sağ olsun en sevdiklerimden seçip yollamış.

***

İkinci kartpostal İtalya‘dan. Bu kart İtalya’dan aldığım ilk kartpostal. gönderen Mario adında kartpostal tutkunu biri. Kartın arkasında fotoğraf hakkında bilgi vermiş sanırım.  Sağ olsun… Hem ön hem de arka yüzünü ekleyeyim:

**

Belki bir gün İtalya‘yı gezme fırsatım olur. Şu basit kartpostal bile beni kendine çekiyor. Her ne sebeple olursa olsun gitmek lazım.
Her şeyi geride bırakıp gitmek

***

Üçüncü kartpostalı Rusyadan Svetlana gönderdi:

Rusya’nın ne zaman bir fotoğrafını görsem aklıma Dostoyevski, Tolstoy ve tabi dünyanın en güzel kadınları gelir. Gerçi dünyanın en güzel kadınlarının Dostoyevski ve Tolstoy’dan önce geldiğini düşünüyorum. Biraz kartın ön yüzünden bahsedeyim. Rusya’daki bu ihtişamlı yapıları gezip görmek hep içimde bir yaradır. Bulunduğum şehri bir gün terk edip gitmek istiyorum. Belki bir gün Rusya‘da, Vladimir kentinde, herhangi bir parkta uzanıp şu an yazdıklarımı düşünürüm. Ama şu an ne düşünürsem düşüneyim yaşadığım yerin dışında bir yere gidemeyeceğimi biliyorum.

Biraz da kartın arka yüzü :

İngilizce öğretmeniymiş Sveta, o da benim gibi film, kitap, şehir, kafe ve balık tukunuymuş. Ve neden böyle bir tutkusu olduğunu bilmiyormuş.[Sanırım buna benzer şeyler söylüyor]

El yazısı kesinlikle çok güzel. Ayrıca bana bu sözcükleri yazarken havanın ne kadar soğuk olduğunu da belirtmiş [Bknz:  +12 derece]

Haa itiraf ediyorum, işyeri adresim gerçekten çok uzun. Yazarken insan yorulabiliyor. Zaten Sveta da bundan dolayı sitemde bulunmuş. Neyse ki vazgeçmeyip kartı yolladı bana. Umarım bir gün Vladimir’i görürüm. [Karttaki yerin Vladimir şehri ile ilgisi yok, sadece ben orayı merak ediyorum]

Bu kadar Rusya’dan bahsedince James Bond’u anmamak olmaz. 007 From Russia With Love [Bu filmin adına bayılıyorum]

Hoşçakalın…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: