Gönderen: 7.Samuray | 17 Haziran 2013

10 Haziran: Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok!

9834Doğum günü muhabbeti benim gibi ihtiyarlar için biraz tuhaf biraz alengirli… Ya da ihtiyar delikanlı olduğunu hisseden benim gibiler için  durum böyle. Anlatmaya devam edeyim… Hayatım boyunca sadece 10 Haziran 2012′de sabaha kadar birinin aramasını bekledim, zaman hızla akıyordu. Ama ne telefondan ses geldi ne de bir mesaj. Doğum günümde uçuruma yuvarlanmıştım. Meğer nasıl bir uçurumsa, hâlâ aynı şiddette dibe doğru yuvarlanıyorum. Ciddiye almadığım bir mevzuda hayal kırıklığı yaşamak nedir ilk o zaman öğrenmiştim. Aradan tam bir sene geçti. Doğum günüm, her zaman olduğu gibi, yine bir yarayı kapatmaya çalışırken unutulan diğer yaraları fark etmemle sonuçlandı. Bunu sabahın ilk ışıklarından şu sözcükleri yazana kadar hissettim. Lakin sağ olsun dostlar, muhabbetleriyle bi nebze olsun bunu azalttı. Doğum günü muhabbetini ilk defa dostlar sayesinde bi nebze olsun sevebildim.   “Mutlu” kokulu mesajlar, uğur böcekli pasta, unutmayan dostlar… Ki çok çok sağ olsunlar. Hatırlanmak her şekilde mutlu ediyor insanı. Kelamın kadrini bildiğimi varsayıyorum. Bu yüzden dostlarca bir sayfaya yazılan küçük kelimeleri mümkün olduğunca saklayacağım.
***
Dilek, dilemek, dilenmek…

Biliyorum, dilek tutmak hayal kırıklığı yaratır benim gibilerde. Meğer evren denen zamazingo, kaypak dizayn, puşt çadırı, ancak ve ancak kelebeğin ömrü kadar ziyan, yüz yıllık yalnızlık kadar hayal kırıklığı bahşediyormuş.

Üflemeden önce muma, “bir dilek tut” denir. Üflerken dileklerin uçuşur, kaybolur. Nefesin doğayla birleşir. İşin içine doğa, Tanrı, kader, güzellik gibi sözcükler girdi mi mutluluk çok da uzaklarda değildir ya da öyle söylenir.
Dilek tutarken hep unuttuğum bir şey var: “Şans!”
Unutuyorum hep. Bu defa da unuttum. Kim gönderecek bilmiyorum ama gönderecek olan bana şans göndersin. Çünkü iyi olmaktansa şanslı olmayı tercih etmedim. Bu yüzden hayatı ıskaladım, ıskalamaya da devam ediyorum!
***
Dileğimden bahsedecektim. Bir daha dünyaya gelirsem ağaç olmak istiyorum. Belki bir kaç kişi benim için çatışır devletle, biri sırtını dayar gövdeme, bir keçiye yem olur yapraklarım, bir yolcuya gölge veya kanadı kırık, merhamete muhtaç bir güvercine yuva belki… Geleceğe dair dileklerin tutulduğu  doğum gününde ağaç olmak isteyen adam yoktur herhalde. Ama ben istedim.
***
Eğer böyle bir şey mümkünse çifte kumrulara iki çift lafım var:
Lütfen benim etime kalp çizmeyin. İğrenç isimlerinizin baş harflerini etime çizeceğiniz kalbin içine kazımayın. Sıçrama tahtanız, salıncağınız için asılacak dal olmak istemiyorum. Gölgemde sevişmek serbest, ama seviştikten sonra çaput bağlamayın. Sonra çişiniz geldiğinde gelip köküme işemeyin. Abartmayın n’olur!
Velhasıl ağaç olarak huzurlu olma ihtimalimi elimden almayın. Çürüyeceksem içten içe çürümek istiyorum. Çatırdayacaksam bir baltanın -aşk gibi- gövdeme inmesini istemiyorum. Baltalardan ve aşktan uzak, kendim çatırdayıp kendim yanmak istiyorum. Doğum günümde ağaç olmak istiyorum. Tek başına…Kuşlarla, toprakla, börtü böcekle tek başına bir ağaç.Kutlayan, küçük de olsa güzel bir sözü esirgemeyen, unutmayan, hatır bilen tüm dostlara teşekkür ederim. [10 Haziran 2013]

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: