Gönderen: 7.Samuray | 15 Haziran 2014

Kış Uykusu [2014]

585745

Yönetmen:
-Nuri Bilge Ceylan
Senaryo:
-Nuri Bilge Ceylan & Ebru Ceylan
Oyuncular:
Haluk Bilginer
Nejat İşler
Demet Akbağ
Melisa Sözen
Serhat Mustafa Kılıç
Ayberk Pekcan
-…

İtiraf ediyorum; filmi izledim ve arabanın/aklımın camını kıran taşı anlatmak için yazıyorum tüm bunları. Bu yüzden sadece Kış Uykusu‘nu değil; biraz da Nuri Bilge Ceylan hakkındaki önyargılarımı anlatacağım bir yazı olacak.

Nuri Bilge Ceylan’ın daha önce  “İklimler” ve “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmlerini izlemiş, “İklimler”i çok sevmiş ama “Bir Zamanlar Anadolu’da”ya aynı yakınlığı hissetmemiştim. Üstelik “Sanat Filmi” tabiri bana hep itici gelmiştir, ki Türkiye’deki temsilcisi şu an tartışmasız N.B. Ceylan’dır. Biliyorum, siz eğer bu blogtaki film yazılarını okuduysanız eminim benim de “aşırı sanatsal kaygılarla çekilmiş filmler“i sevmediğimi anlarsınız. Sinemada aradığım  şey, hayatıma dokunacak, kendimden bi parça bulacağım, zihin açıcı filmler oluyor. Nuri Bilge Ceylan’ın  adını duyduğumda uykumun geldiğini itiraf etmeliyim. Aşırı sanatsal kaygıları varmış(!) çünkü. Ama “Kış Uykusu” sayesinde sinemadan zihin jimnastiği yapmış, uykum kaçmış, keyfim yerine gelmiş, hayatın ayrıntılarına antenlerimi açmış bir şekilde çıktım.

Cannes Film Festival’inde ödül almasa muhtemelen “Kış Uykusu”nu izlemeyecek bu yazıyı yazma gereği duymayacaktım. Sonuçta filmin 150 kopya ile gösterime girmesi tamamen aldığı ödülün yarattığı etkiden ibarettir. Belki benim de sinemaya gidip izlememde bunun etkisi vardır. Genellikle ödüllere aldanarak film izlemiyorum. Ya da sanatsal kaygılara… “Kış Uykusu” biraz istisna… Çünkü artık bir orta sınıfı olmayan, üst ve alt sınıftan teşekkül Türkiye’ye dair, insan hayatını, kadın-erkek ilişkisini, ekonomik uçurumu, aşağılamayı/aşağılanmayı, gururu, çaresizliği didik didik eden muhteşem bir film “Kış Uykusu”.

Öncelikle filmin fragmanından bahsetmek istiyorum. İtiraf ediyorum, Kış Uykusu‘nun fragmanını izleyince bu filmi kesinlikle izlemeyeceğimi düşündüm. Ama hata etmişim.  Çünkü Holivud’un yarattığı etkiden olsa gerek filmin içeriğine dair tek bir ipuçu bile yer almıyordu fragmanda ve bundan rahatsız olmuştum. Üstelik buram buram “sanat filmi” kaygısı taşıyordu fragman. 3 saat 17 dakika boyunca gözümü filmden ayırmazken aynı anda fragmanına bakıp önyargıda bulunduğum için utandım. Allah,  Holivud’un belasını versin. Filmin ne hakkında olduğunu bilip ,artık hiçbir şok yaşamadan film izlemeye alıştırmış bünyemizi. Neyse… Kış Uykusu’na döneyim.

Babasından kalan oteli işleten eski tiyatro oyuncusu  Aydın Bey/Haluk Bilginer, zenginliğini ve kültürlü oluşunu alaycı/aşağılayıcı bir tavırla eşine, kardeşine, kiracılarına karşı kullanan, eskilerin tabiriyle fil dişi kulesinde yaşayan, adıyla müsemma aşağılık bir “Aydın”dır. Haluk Bilginer, bana kalırsa, bundan sonra bu filmdeki etkileyici performansı ile hatırlanacaktır. Kariyerinin zirvesi çünkü. Nejat İşler, Demet Akbağ, Melisa Sözen, Serhat Mustafa Kılıç, Ayberk Pekcan… Filmde yer alan herkesin bir şekilde sizde etki bırakmaması mümkün değil.  Yönetmeni, senaryoyu nasıl övebilirim bilmiyorum.  Keşke böyle bir senaryo yazabilsem böyle bir filmim olsa.

Filmin daha başında Haluk Bilginer/Aydın Bey, pencereden dışarıyı seyretmektedir. Kamera  yavaş yavaş kafasına/ensesine doğru ilerler, karanlık ekran… Film başlar. Evet güzel bir metafordur bu giriş.  Eğer film böyle metafor metafor ilerleseydi muhtemelen izlerken uyurdum. Yönetmen, bence doğru bir hamle yapıp film boyunca kullandığı metaforları[At, ayna, kar, ışık, taş…] destekleyen sağlam, hayatın en dibinden/sıradan, sıradışı bir hikaye ve hikayeyi sürükleyen muhteşem diyaloglarla destekliyor. Böylece muhteşem bir filmle karşı karşıya kaldım.

Nuri Bilge Ceylan’ın filmleri için “Çok güzel fotoğraf karelerinden oluşuyor, başka da bi numarası yok” tabirini defalarca duydum. Bir çok filmini bu yüzden izlemedim. İzlediklerimi yazdım zaten. Önyargılarımı da… Eğer sizin de Nuri Bilge Ceylan hakkındaki fikriniz buysa bir kez daha düşünün derim. Hayatın ta kendisiyle, Türkiye’nin acınacak bir hikayesiyle ya da kendinizle yüzleşmek istiyorsanız bu filmi izleyin. Evet, aşırı sanatsal kaygılarla çekilmiş aşırı güzel bu filmi izleyin ve Kış Uykusu‘nda uyanın!

Reklamlar

Responses

  1. filmi izlememe fikrimi değiştiren bir yorum oldu, sıkılıyorum ve kaçıyorum ağır filmlerden ve zor anlaşılan her şeyden. uzak’ı seyredip sevmiştim, aslnda mayıs sıkıntsını da (başka seyretmedim) fakat bu ağırlığa gelecek kafada değilim diyordum kış uykusuna gidelim diyenlere. iki senedir sinemaya gitmedim. yazdıkların sayesinde herhalde bu hafta kış uykusuna giderim.

    Senin için çevirmek istediğiöm filmin bir linkini bir türlü bulamadığım ve ayrıca kartpostal da almadğm için de yazamadım sana. ama küçük bir adım atıp altyazı programını kullanmayı öğrendim (aylar oluyor ve öğrendiklerimi hiç kullanmadım). linki bulup yollarsan (şiddetle dolu olmayan versiyonun) belki miskinliğim kırılır biraz…

    sevgiler.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: